15 Aralık 2017 Cuma

Paris Gezi Rehberi-3 Günde Nereye Gidelim- 5 Günde Neler Yapalım ?


Uzun zamandır yazı yazmadığımı farkettim. Aslında yazılacak 3 gezi biriktirmiş olmam hemen pc balına geçip birşeyler yazma istediği uyandırsa da bir türlü vakit bulamadım. Henüz bilgilerim taptaze, özlemim had safhadayken sizlerle Paris gezi notlarımı paylaşayım dedim. Evet hazırsanız başlıyoruz.





Bu yazıda sizlere yeme,içme,gezilecek yerler hakkında bilgiler verirken, aynı zamanda yayınlayacağım 2 ayrı başlık daha olacak. İlki ; Paris metrosu ve bilet sorunsalı , ikincisi ise yurtdışında kullandığım faydalı uygulamalar. Bunlar için ayrı başlıklar açıcak olmamın sebebi ; bu iki konuyu da Paris'te her gün kullanmamız ve özellikle kısıtlı zamanı olan tatilciler için önemli derecede hayat kurtarması.


Şimdi başlıyorum. İlk olarak uçak mevzu. Pegasus'un yine bir kampanyasından faydalanıp biletlerimizi Eylül ayında 24-29 Kasım tarihleri için aldık. Yine bir low cost havayolu havaalanı olan Orly'e iniş yapacağımızdan merkeze ulaşım zor mu olur? , Belçikadaki gibi İstanbul yerine Cengiz Topel Havaalanına inmeyelim yine ? düşünceleri dolanırken aklımda Orly'nin aslında Paris'e daha yakın olan eski ama şirin havaalanı olduğunu öğrendim. Tabiki yine bir ikinci sınıf muamaleyle karşılaşacağız , ondan kaçış yok ama hiç diilse ulaşımımız daha kolay olacak belli ki.

Orly'den Merkeze ulaşım: 

Genel olarak baktığımız 5 şekilde  ulaşım şeklini sizlere detaylı olarak anlatmaya çalışıyorum.

  1. Orlybus:Bizim gittiğimiz tarihlerde Orly'e kadar gelen metroda tadilat olduğu bilgisini alınca alternatif yollar aramaya başladım. Bunlardan ilki orlybus. Evet bu adından da anlayacağınız üzere havaalanı-merkez arası ring yapan bir otobüs (nam_ı değer Havataşımsı bir şey). Ücreti kişi başı 8€, 30 dakika gibi bir yolculuk süresi var. Şehirde 2 noktada duruyor ve 15 dakikada bir kalkış yapıyor çift yönlü. Orlybusun merkezdeki durakları da Paris metro duraklarına çok yakın hatta aynı yerde diyebilirim. Biletleri kalkış duraklarından veya otobüs içerisinde şoförden temin edebilirsiniz.Bu ilk kez şehre gelecekler için kolay ve rahat bir çözüm. Fakat biz bu şekilde gitmedik. 
  2. Özel Araç:Konaklama yapacağımız evi kiraladığımız firma özel araç teklifi yapınca , otobüs saatiyle uğraşmamak, otobüsten sonra bavullarla eve ulaşım nasıl olur derdine düşmemek için kabul teklifi kabul ettik. 3 kişi 39 €'ya kapımızın önüne 20 dakikalık bir sürede rahatça ulaştık. Genelde otellelerin ve bizim kaldığımız gibi profesyonel ev kiralama firmalarının böyle uygulamaları oluyor. Öncesinde görüşüp kişi sayınızı belirtip ayarlama yapabilirsiniz. 
  3. Taksi: gitmek isterseniz  ( kişi sayısına göre değişiyor , ve genelde 3 kişiden fazla yolcu almıyorlar) tek kişi 28€, iki kişi 35 € gibi bir ücreti var. 
  4. Tramvay+Metro: Bizim dönüşte tercih ettiğimiz tramvay+metro kombinasyonu. Orly Havaalanın Sud terminalinin hemen arka girişinde T7 tramvay hattı bulunuyor. Tramvaya yürüyerek ulaşımınız mümkün. Sonrasında tramvaya binip bu hattı kesen metrolardan birine aktararak merkeze kolayca ulaşabilirsiniz. Tramvay için 1 bilet sonrasında metro için 1 bilet alarak yani sadece 2 biletle , en ucuz şekilde ulaşımınızı sağlayabilirsiniz.
  5. Orlyval+RER+Metro:Son olarakta bence pahalı ve dolambaçlı bir yol olan orlyval+rer (uzun mesafeli metro hattı)+metro oluyor. Orly Havaalanından sizi Line B RER hattına ulaştıran bir tramvay var. Adı Orlyval olarak geçiyor. Orlydeki iki ayrı terminalden (Sud - Ouest) geçerek sizi en yakındaki metro hattına ulaştırıyor. Bu hattı kullanarak Paris merkeze ulaşmanız mümkün. Bunun için orlyval bileti almanız gerekiyor ki bu 13.5 € (sadece 8 dakikalık yolculuk için bir hayli pahalı) . Sonra RER'e binmek için ise istasyon girişindeki otomatlardan bilet alıp RER+metro aktarmanızı aynı biletle yaparak ulaşımınızı sağlayabilirsiniz.


Biletler,ulaşım kartları,aktarmalarla ilgili detaylı bilgi için Pariste Ulaşım ve Metro yazıma tık tık.

Konaklama : Hangi Bölgede Kalsam, Ev mi Otel mi ?

Bilmiyorum herkes benim gibi ev mi otel mi? arasında çok kalıyor mu. Ama son zamanlarda ev kiralayıp kısa sürede olsa bir Parisien, Romalı bir kız yada Flemenk köylerinde yaşayan bir Ursula gibi yaşama fikri beni çok cezbediyor. Bunun için airbnb yada booking.com u tercih ediyorum. Bu tatilde 5 gece 6 gün gibi az sayılmayacak bir sürede konaklama yapacağım için iki ayrı bölgede kalıp hem ev hem otel konforunu ayrı ayrı yaşamak istedim. 

Paris 20 adet bölgeden meydana geliyor. Otel ararken "arr." gibi kısaltmalar görürsünüz bunlar bölge anlamına gelen "arrondissements" in kısaltması oluyor. Merkezden başlayarak sarmal olarak sıralanmış 20 adet bölge mevcut. İnanın her bölgede gezilecek görülecek yerler var, size şurda kalın en iyisi,merkeze,görülecek yerlere en yakın şurası asla diyemem. Tavsiyem şu olur ki ; güvenli ve ekonomik olarak karar verip, tutun bir oda yada kiralayın bir ev sonra binin metroya o bölge senin bu bölge benim "adamlar ne metro yapmış be" geyiğini konuşa konuşa gezin en iyisi . 

Paris Bölgeler Haritası

Öncelikle ben tabiki "hangi bölgelerde kalalım" kısmında bir hayli araştırma yaptım. Pariste yaşayan bir akrabamdan bilgi aldım ve sonrasında internet sitelerindeki "Parisin güvenli bölgeleri" konulu yazıları baya bi okudum. Sonra olarak da kendimce bir liste yaptım.  1-12 bölge Parisin merkeze daha yakın olarak nitelendirebileceğimiz kısmı bu bölgeler içinde bence en güzel yerler işte şöyle; 



Latin Quarter
Saint Germain
Le Marais
Sorbonne civarı
Pantheon bölgesi

bu bölgeleri numaralarla ifade etmek gerekirse ; 5-6 ve 3-4 numaralı bölgeleri kapsıyor belirttiklerim. Ki bende ilk olarak Le Marais bölgesinde (3) daha sonrada Sorbonne tarafında yani Latin Quarter sayılabilecek (5) bir yerde konakladım. İkisinde de çok memnun kaldım. 

İlki Les Patios du Marais 2 . Profesyonel ev kiralama hizmeti veren bir yer. Yani kişiler şahıs olarak evlerini kiralamıyor. Bu şirket komple binayı satın almış,her daireyi güzelce dekore etmiş ve resepsiyon hizmeti vererek kiraya veriyor. Biz hiç bir sorun yaşamadan anahtarı teslim alıp evimize yerleştik. Resimlerde görünen kadar güzel, fakat resimdekinde görünenden az biraz daha ufaktı. Ama tüm ihtiyacınız olan malzemeler evde mevcut. Mutfak yemek yapılacak herşeye sahip. Banyo temiz ve eve göre büyük sayılabilecek boyuttaydı. 





İkinci kaldığımız otelde 5. bölgede yer alan Hotel Des Arenes. Bu otelde kalacaklar resepsiyondaki Yakup Abiye benden selam söylesinler. Kendisi Türk misafirperverliği ile bize check-in saatinden 4 saat önce odamızı hazır etmiş. 2 kişi kalacak olmamıza rağmen büyük 3 kişilik odayı ayarlamıştı. Otelin yeri,konforu,temizliği gayet iyi, fiyat açısından da Paris standartlarına göre uygun sayılabilecek düzeyde.

Nerede Ne Yedik 


Tavsiye Edeceğim Cafeler

Seyahate çıkmadan önce hep aynı cümleyle karşılaştım "Parisin minik cafeleri,saatlerce oturursun çok tatlı". Tabiki beklenti büyüdü,büyüdü, dağları aştı. Evet cafeler çok tatlı,minik,şirin sandalyeli,güzel caddelere bakan bir sürü cafeyle dolu Paris sokakları. Şimdi öncelikle sizlere gittiğimiz turistik/yerel cafelerden bahsedeceğim. Sonrada pelinevdenbildiriyor okuyucularına dev hizmet olarak kendi not aldığım tüm cafelerin sıralı listesini paylaşacağım. (iddaa bülteni gibi oldu sanırım :) ) 

Angelina Tea Room 

Louvre Müzesinden çıktınız ve canınız çok fazla turistik bir aktivite daha yapmak istedi. O zaman doğru adres Angelina Tea Room. Sıcak çikolatası dillere destan bir yer. Kapıdaki kuyruğa rağmen girmenizi sağlıyacak mükemmel tatlılarla dolu içerisi. İnanın yarım saat bekledik, ama o limonlu tartı yiyeceğimi bilsem 3 saatte olsa beklerdim kapıda. (Pariste yakalandığımız tek yağmur Angelinanın kapısındaydı ama değdi arkadaşlar gidin.) Fiyat ortalamanın da üzerinde. Parisin zaten pahalı bir şehir,özellikle yiyecek içecek bakımından bütçe zorlayan bir şehir olduğunu da belirtmekte fayda var sanırım.




Cafe de Flore



Paris yazıp googleda arattığınızda karşınıza çıkması muhtemel 5 görselden biri Cafe de Flore olacaktır. 1850'den beri hizmet veren bu cafe bir dönem Fransız aydınlarının ziyaretine uğramış olması sebebiyle meşhur olmuş. Eğer siz de Simone de Beauvoir, Jean-Paul Sartre, Picasso ve Albert Camus 'nun bir zamanlar oturup kahvesini içtiği cafeyi görmek isterseniz. Adresi aşağıya bırakıyorum.






Au Clarion des Chasseurs


En en en sevdiğim bölge olan Montmartre'de en en en sevdiğim meydana bakan tatlı bir cafe. Resim yapan amcalar,kara kalem çalışan teyzelerle dolu ressamlar tepesindeki ufacık meydanda birer sıcak çikolata içmek isterim derseniz buyrun not alın.







Laduree




Tabiki makaron yemeden sizi Türkiye'ye döndürecek değilim. Pariste birçok yerde Laduree mevcut biz Champs-Élysées üzerindekine gittik. Makaron için diğer hatta daha da lezzetli diyebileceğim bir yer ise Pierre Herme.

Strada Cafe





Canım cafe. Koskoca Paris'te flat white yapan tek cafe. Omeleti efsane güzel olan cafe. Sorbonne a çok yakın bir lokasyonda olduğu için öğrenci cafesi olarak adlandırabileceğimiz bir yer. Ama bence bir gün kahvaltınızı burada yapın,kesin gidin.



Fragments

İkinci favori mekan içinde burasını önerebilirim. Le Marais ile Bastille bölgesi arasında kalan son zamanlarda kahvaltısı ile puan toplayan bir diğer mekanımız Fragments.

Kekleri inanılmaz güzel ve hafif, biz muzlu cevizli olanı denemiştik,baya başarılıydı.


Boot Cafe


Eskiye saygının sonuna kadar hissedildiği bir cafedeyiz. Ara sokakta küçücük bir ayakkabı tamircisiymiş burası,fakat sonra kapanmak zorunda kalmış fakat tabelası yıllarca asılı kalmış boş dükkanın tepesinde. Yeni sahibi cafe yapmaya karar verince de yıllarca asılı olan o tabelayı kaldırmamış, hala ilk halini muhafaza eden bot simgeli tabela Parislileri selamlıyor. Küçücük bir yer sadece 3 masası var. Ama sizi ana caddeden çağıran kahve kokusu herşeye değer.



The Broken Arm 

Favorilerde 3 numara. Kendisinin harika kahvelerinin yanından konsept ürünler satan bir bölümü daha var. 



Used Book Cafe

Merci adlı harika ürünler satan mağazanın bir girişinde bulunan tüm duvarları kitaplarla kaplı cafe. Merci tarafında diil de ön kapıdan girince sağdaki büyükçe masayı boş bulursanız oraya oturmanızı öneririm. Merci tarafındaki masalar mağazanın spotlarından dolayı güzelim havasının maalesef kaybetmiş.

111 Boulevard Beaumarchais, 75003 Paris











Gitmek için not edip, ya kalabalık olduğundan giremediğimiz ya da zaman bulupta gidemediğimiz ama aklımın kaldığı cafeler listesi;

Pavillon des Canaux (ev gibi dekore edilmiş muhteşem ötesi bir cafe. küvette oturup çay içmek                     isteyenlere birebir. İnternetten resimlere bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız :) )
Holly Belly (Kahvaltı)
Paper Boy (Kahvaltı)
Belleville Brulerie (çekirdek kahve almak isteyenlere)
Le Consulat

Restaurantlar 

Sizlere 3 take must have restaurant önereceğim, sonra da gittiğimiz memnun kaldığımız birkaç yeri yazacağım. Fransız mutfağı geniş bir yelpazede olduğu için; eğer salyangoz yemek isterseniz yada bana Michelin yıldızlarıyla gel Pelincim derseniz bu kadar özel tercihlere hitap eden bir liste maalesef kimseye tavsiye edemem. (ki salyangoz yemem zaten :) )

L'As du Falafel




Halen daha rüyalarıma giren bir tatla karşı karşıyayız. Yahudi mahallesindeki 3 falafelciden bence en güzeli. Kapısındaki kuyruktan da anlarsınız. Biz 19.00 civarı gittiğimizde hiç kuyruk yoktu ve kolayca yer bulduk. Öğlen saatlerinde daha kalabalık oluyor sanırım. Ama ye-kalk mantığında bir yer olduğu için birazcık sıra bekleyip yer bulmak mümkün.




Yine Yahudi mahallesinde, falafelciye çok yakın bir şarküteri-sandviç mekanı. Porsiyonları inanılmaz büyük. Bence 1 porsiyonla çok rahat iki kişi doyabilir. Yanından patates kızarması veya salata da getiriyorlar sizin tercihinize göre. 


Le Bouillon Chartier


Hiç mi Fransız yemeyelim yani Pelin derseniz de, imdadımıza burası yetişiyor. Kesinlikle ve kesinlikle 17.00 dan önce gidin. Yoksa en az 1 saat beklersiniz. Uygun fiyata yöresel yemek yiyebileceğiniz en güzel restaurant. 


Bu 3 must have restaurantlardan sonra gidip memnun kaldığımız iki mekanı yazacağım. 

Caffe Della Pizza 

Adından da anlayacağınız üzere kendisi İtalyan. İtalyadan sonra yediğim en güzel pizza ve makarna buraya ait. Ayrıca listeden tesadüfi bir şekilde seçtiğimiz kırmızı şarapta (gaetano righi lambrusco) efsane çıkmıştı. 


La Creperie de Josselin

Krep severler ekran başına. Ailenizin gezen kızı size muhteşem bir krepçi önermeye geldi. Krepleri tuzlu ve tatlı olmak üzere ayırmışlar. Bence önce tuzlu krep ve yanında cevizli salata ardında mini bir tatlı kreple bu işi gayet güzel çözersiniz. Önce tuzlu sonra tatlı yemek için menüden "formül" seçeneğini garsona söylemeniz yeterli.


Çılgınlarca Alışveriş Yapmak İçin 

Bakın öncelikle şunu belirteyim ki ; ben gerçekten yurtdışında deli gibi avm gezen,dükkanları arşınlayan bir insan tipi asla değilim. Ama burası Paris inanın birbirinden güzel tasarım dükkanlarla,kırtasiyeci delisi iseniz kitapçılarlar, benim gibi abuk subuk türlü türlü şeyler almayı seviyorsanız flying tigerımsı dükkanlarıyla sizi etkilemeyi başarıcaktır. 

** lı olanlar aşık olduklarımdır.

Papier Tigre (Kırtasiye)**
Lancryer  (Kırtasiye)
L'objet Qui Parle (Antika Dükkanı)

Merci (Tasarım ve marka ürünler)





Maison du Monte (Ev aksesuarlarına dair herşey)**







The Abbey Bookshop (Kitapçı)**



Fluex ***********






Flying Tiger*
Kusmi Tea ve Lou Tea (aromatik çayları seviyorsanız)



Gezilecek Yerler

Gerçekten büyük bir şehir olan Parisi ilk 3 gün kesin görülecek yerler,sonrasında da daha detaya inerek,sevdiğimiz yerlere tekrar giderek gezdik. BU yüzden ilk olarak limitli zamanı olan gezginler için 3 günlük Paris turu gezilecek yerler listesi, sonrasında da zamanı olanların gidip görebileceği yerleri sıralıyor olacağım. 

3 Günde Pariste Görülecek Yerler

Müze gezmek istiyorsanız size tavsiyem Louvre ve d'Orsay müzelerini aynı güne koymamanız. Görmek istediğiniz eserleri işaretlemeniz ve ona göre gezmeniz. Çünkü özellikle 3 gün gibi kısa bir sürede (ki 3 günde de özellikle louvre'un hepsi adam akıllı gezilemez) müzelerde detaya inmemeniz oldukça önemli. 

d'Orsay Müzesi

Yıllarca Louvre'un gölgesinde kalmış ama bence en az Louvre kadar önemli eserleri bünyesinde barındıran bir sanat müzesi. Şahsen hayatımda ilk defa bir tabloya bakarken kalp çarpıntısı geçirmek nedir , burada Gustave Caillebotte'nin The Floor Scrapers'ını görünce yaşadım. Louvre kadar büyük bir müze diil, fakat yine de görülecekler listesi yapmakta büyük fayda var.










Louvre Müzesi

Gerçekten inanılmaz büyük,öyle böyle değil. Çeşitli bölümlere ayrılmış durumda. İster bölüm bölüm gezin, istersenizde tüm müzedeki görmek istediklerini gezin ama lütfen hiçbir bilgi almadan veya önceden biraz bilinçlenmeden gitmeyin. Ben 25 adetlik liste yapıp gitmiştim, mesafeler o kadar uzun ki sadece bu 25'ini gezmek bile 3 saatimizi aldı. Yani 4-5 saat geçirecek gibi bir plan yapmanızı öneriyorum. Müze biletlerini nereden,nasıl aldım bu konuyu da seyahatler de kullandığım faydalı uygulamalar konusunda bahsediyor olacağım. Merak edenleri şöyle alalım.










Montmartre

Müzelerden sonra en sevdiğim kısma geçmek istedim hemen. Bu bölge Paris'in en yüksek ve biraz uzak sayılabilecek bir bölgesi. Gecesi de gündüzü de ayrı güzel. Hava kararmadan gidip aşağıda bahsedeceğim tatlı fotoğraf/manzara köşelerini görüp sonra da güzel bir gün batımı izleyip günü tamamlayabilirsiniz. Bu bölgede en güzel yerlerin hep ara sokaklar, yorucu bir yokuşun ardından size bakan tatlı köşeler olduğu düşüncesindeyim. O yüzden metrodan iner inmez kendinizi birazcık daracık yokuşlu sokaklarda kaybolmaya bırakın, inanın kendinize ait bir yer bulacaksınız. Yok bana isim ver ben gidip göreyim derseniz de, La Consulat Cafe, La Maison Rose Cafe and Restaurant , A st. Pierre de Montmartre , Ressamlar Tepesi şeklinde sıralayabilirim.











Meşhur Le Moulin Rouge'da bu bölgede yer almakta. Ayrıca d'Orsay müzesinde görüp muhtemelen hayran kaldığınız Pierre Auguste Renoir'un "Dance at Le Moulin de la Galette" tablosu aynı ismi taşıyan (Moulin de la Galette) restaurantı görmeniz de mümkün. Yemek için rezervasyon yapmanızı öneririm,ama bahçede oturup bir kahve içmek biraz sıra beklemeyi göze alanlar için mümkün.

Buraları gezdikten sonra Sacre-Coeur Bazilikasını gezebilir, son olarakta bazilikanın hemen önündeki merdivenlerde oturup günü batırabilirsiniz. 

Shakespeare and Company

Buraya kesinlikle hafta içine denk gelen bir günde gitmek gerekiyor. İlk olarak Cumartesi gittik ve içeri girmek için yaklaşık 15-20 dakika sıra bekledik. Ama Pazartesi gittiğimizde ise hiç sıra beklemeden,rahatça fotoğraflarımızı çekip (içeride fotoğraf çekimi yasak, ama dışarıdan çekebilirsiniz tabi) kimsecikler yokken bir kez daha gezme şansımız oldu. Kitap alırsanız mühürletmeyi unutmayın, güzel bir anı olur. Julie and Julia filminde canım Merly Streep'in Paris'e ilk taşındığında İngilizce kitap arayıp bulamadığı kitapçı şimdilerde birçok dilde kitap satıyor.

Notre Dame de Paris


Minnoş kitapçımız Shakespeare and Company'den çıktık,hatta belki kitapçının yanındaki cafede bir kahve de içtik. Şimdi sıra geldi tüm heybetiyle Sein'in yanında yükselen Notre Dame'ı gezmeye. Önünde upuzun bir kuyruk görebilirsiniz, bu sadece Paris'in genelinde yapılan güvenlik kontrolu. Hemencecik içeri girebilirsiniz, kuyruğa üzülmeyin.

Pantheon

Romadakinin aksine bende çok büyük bir hayranlık uyandıran bir mimariye sahip diil. İçerisini bilet alıp gezebilirsiniz. Dönemsel olarak sergiler düzenleniyor. İlginizi çeken bir tanesi varsa o atmosferde inanılmaz etkileyici bir sergi olur düşüncesindeyim.

Champs-Elysees

Birbirinden lüks birçok markanın sağlı sollu uzandığı bir ucunda Concorde Meydanı diğer ucunda Arc de Triomphe'nin yer aldığı cadde. Alışveriş çılgınları kendini kaybedebilir. Dünyanın en büyük Sephorası burada yer almakta. LV'nin vitrinlerinde Renoir ve Monet'nin eserlerinin yer aldığı çantaları görmek mümkün.

Eiffel Tower

Şehrin çeşitli yerlerinde aradan size göz kırpan Eiffel Kulesi, bence yakınına gidince görkemini kaybeden bir yapı. Avrupada gittiğim şehirde nerelerde tepelere çıkıp manzara izleyebilirim diye düşünüp , kiliselerin bile en üstüne çıkan asansörlere para verip çıkan biri olarak Eiffel'e çıkmak için hiçbir isteğim olmadı. Dilerseniz 1 ve 2 katlara çıkan asansör için bilet alabilir, dilerseniz sonrasını yürüyebilir ve şehir manzarasını buradan izleyebilirsiniz.

Galeries Lafayette

Tamam evet çok klasik bir devasa AVM olarak görebilirsiniz. Ama ben sizi tüm o lüksü es geçip terasa çıkmaya davet ediyorum. Çünkü bence Paris'i en güzel burdan görebilirsiniz. Alışveriş yapmak isteyenlere dur diyemem tabi ama bence mutlaka terasa da bir göz atın.




Bunları gördük daha nerelere gidebiliriz peki ? 

Pariste Bir Bit Pazarı

Bit pazarlarına meraklı iseniz Avrupanın en büyük antika bit pazarını kesinlikle görmenizi tavsiye ederim. En büyüğü Marche aux Puces de St.Quen'i cumartesi ve pazar 09.00-18.00 , pazartesi ise 11.00-17.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Pazarlık yapın,hatta baya Türk mantığıyla tezgahtan uzaklaşın , siz uzaklaştıkça fiyatın azaldığını duyacaksınız. Bir diğer seçenekte Les Puces de Montreuil. Diğeri kadar büyük olmasa da ara tezgahlarda güzel şeyler bulmak mümkün. Burası ise cumartesi-pazar ve pazartesi 07.00-19.00 arasında kuruluyor.









  • Jardin du Luxemburg'a güzel bir havada gidip birkaç saat bu güzel bahçede vakit geçirebilirsiniz. 
  • Versailles Sarayına gidip hayatınızdaki şaşanın dozunu biraz olsun arttırabilirsiniz.
  • Disneyland için tam 1 gün ayırmanız gerekiyor. Ulaşım dahil turlar mevcut veya direkt orada ki otellerde de konaklama yapabilirsiniz.
  • Giverny'e gidip Monet'in resmettiği harika bahçeleri kanlı canlı görebilirsiniz. 
  • Aklımda kalan ve bir daha Fransaya gitme sebebim olacak olan yer ise Jules Verne'in Amiens'deki evi. Paris'e 2 saatlik tren mesafesinde yer alan şehir Jules Verne'in son yıllarında yaşadığı ev sayesinde popülerleşmiş. Başka bir şehir de göreyim, küçük yerleşim yerlerini de severim ya da Jules Verne hayranıyım diyen herkesi bekleyen harika bir mekan bence. 

Müze Fiyatları

Louvre Müzesi - Skip The Line : 19.00 €
d'Orsay Müzesi - Skip The Line : 13.00 €
Pantheon                                     : 9.00 €
Maison de Jules Verne                : 7.00 €
Versailles Sarayı                          :20.00 €


İşte sizlere birkaç güzel Paris anımla baş başa bırakıp, ardından veda ediyorum.





Montmartre gun batımı





Meşhur kilitler toplanmış 

Yapmadan dönmeyin 

Paris'in en az bir meşhur cafesinde oturup, caddeye bakan kısımlarda yarım saat bile olsa Parisien gibi hissedin.
Yahudi Mahallesini ve Montmartre Bölgesini sokaklarda kaybolarak gezin.
Her bulduğunuz yerde makaron yiyin.
Du Pain et des Idees'de veya Arnaud Delmontel'de kruvasan tadın. 
Paris metrosunu kullanın ve lütfen "adamlar ne metro ağı yapmış be" geyiğini yapın.
L'as du Falafel' sandviç falafel yiyin.
Angelina'da sıcak çikolata için veya limonlu tart yiyin.
Bordeaux şarabı için.
Shakespeare and Company'den bir kitap alın ve mutlaka ona özel mühürden bastırın.
Sert kahveden hoşlanıyorsanız Fransızlara özgü tek kahve olan "noisette"yi deneyin.
Fransız balkonlarına hayran kalın.


Bon Voyage...